Teknik Analist Sertifika Eğitimi Programı - CMT

Teknik Analiz Hakkında

Doğru yatırım kararları vermenin yolu duygusal ve davranışsal etkilerden sıyrılmış olmaktan geçer. Bu nedenle, potansiyel yatırımları değerlendirirken, teknik analiz konseptine hakim olmak büyük önem taşır.

Teknik analiz, kurumsal analistler, stratejistler ve portföy yöneticileri tarafından kullanılan temel bir araştırma metodolojisidir. Genellikle sayısal, temel ve makro-ekonomik yöntemleri tamamlayıcı niteliktedir ve bu tamamlayıcı niteliği sayesinde de yatırım yönetimi alanında önemli bir yer edinmiştir. Teknik Analizin temeli, geçmişteki fiyat hareketlerini inceleyerek gelecekteki finansal fiyat değişimlerini öngörmeye dayanır. Tıpkı hava durumu tahminleri gibi, Teknik Analiz de geleceğe ilişkin kesin öngörüler sunamaz. Bunun yerine, yatırımcılara zaman içinde fiyatlarda hangi değişikliklerin gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu gösterir. Teknik analiz yaparken fiyatların zaman içinde değişimini gösteren çeşitli grafikler kullanılır.

Teknik analiz, hisse senetlerine, endekslere, emtiaya, vadeli işlemlere yani fiyatı arz ve talep etkisiyle belirlenen ve alınıp satılabilen tüm araçlara uygulanabilir. Fiyat, belli bir zaman aralığındaki açılış, tavan, taban veya kapanış fiyatlarının çeşitli kombinasyonlarını ifade eder. Kullanılan zaman aralığı gün içi kısa periyotlara (1 dakikalık, 5 dakikalık, 10 dakikalık, 15 dakikalık, 30 dakikalık veya saatlik) ya da günlük, haftalık veya aylık fiyat verisine dayanabilir ve ileriye doğru da birkaç saat ya da birçok yıl boyunca uzanabilir. Ayrıca bazı teknik analistler çalışmalarına fiyat hareketlerinin yanı sıra hacim veya açık pozisyon miktarlarını da eklerler.

Teknik analiz bugün yaygın biçimde benimsenmiş bir yöntem olsa da, halen bu yöntem hakkında, bireylerin kafasını karıştıran bazı söylentiler bulunmaktadır. Sonuçta, konu insanların parası olduğu için, yatırım stratejileri hakkında konuşmanın bu işi yapan kişilerde yoğun duygulara sebep olması da çok doğaldır. Ancak, teknik analiz kadar, hakkındaki görüşlerin kabullenme  ve reddetme olarak, iki farklı kutupta toplandığı başka bir alan neredeyse yok denecek kadar azdır. Aslında, kişilerin teknik analizi şiddetle eleştirmesinin en önemli nedeni, kişilerin, teknik analistlerin piyasada para kazanmak için ellerindeki araçları nasıl kullandığını bilmemesinden kaynaklanmaktadır.

Teknik analiz, bir menkul kıymetin yatırıma değip değmeyeceğini incelerken piyasada alınıp satılan malları değil, piyasanın kendisini araştırır. Temel analistler hisse senedi değerini anlamak için bir şirketin işletmesine odaklanırken, Teknik analistler hisselerdeki değişikliklerin esas kaynağı olan fiyat, hacim ve arz-talep faktörleriyle ilgilenir.

Teknik analize yöneltilen en şiddetli eleştirilerden biri, geçmişteki fiyatların gelecektekileri görmek için bir kristal küre olarak kullanılamayacağı görüşüdür. Ama bu görüş esasında oldukça hatalıdır.

Ömrü boyunca en azından bir kez hisse senedi satın almış olan herkes, bir pozisyonun giderek yükselmesini veya düşüşünü izlemenin, insan üzerindeki psikolojik etkisini bilir. Bu insan doğasının gereğidir ve giriş fiyatlarının gelecekteki davranış üzerinde, sınırlı bir düzeyde de olsa, etkili olduğunun iyi bir göstergesidir. Unutulmamalıdır ki alım-satım performansımızı değerlendirirken, bir hisse senedinin mevcut fiyatıyla, bizim giriş tarihimizdeki fiyatını karşılaştırırız, bu giriş fiyatı da geçmişteki fiyatlardan bir tanesidir. Giriş fiyatları, yatırımcıların pozisyonu kapatma (ya da daha fazlasını satın alma) kararları üzerinde bir hayli etkili olduğundan, geçmişteki fiyatların, hisse senetlerinin ilerideki fiyatları üzerinde etkili olmayacağını düşünmek de çok anlamlı olmayacaktır.

“Teknik Analist Sertifika Eğitimi” Programı hakkında program direktörünü izleyin

Bize Ulaşın

Önemli olan, geçmişteki fiyatların, sihirli bir biçimde gelecekteki fiyatları etkilemesi değildir. Geçmişteki fiyatların asıl önemi, piyasadaki arz ve talep miktarlarını belirlemenin, en iyi yolu olmalarından kaynaklanır.

Teknik analistler bir kristal küre sunmaz. Teknik analiz, uygulamada, piyasaya tepki olarak ortaya çıkacak yüksek olasılıklı durumları – ki bu durumlar arz, talep ve piyasa mekanikleri gibi fiyat üzerindeki bariyerlerden etkilenir – bulmanın ve yatırımcılara piyasada en yüksek gerçekleşme ihtimaline sahip değişimler hakkında fikir vermenin bir yoludur.

Grafikler, yatırımcının bir hisse senedinin gelecek beş yıl süresinceki günlük hareketlerini öngörmesini sağlayamaz, ama önceden belirlenmiş fiyat hedefleri ve zararı durdurma seviyeleri ile birlikte kullanıldığında düzenli olarak karlı alım-satımlar yapmalarına imkan verebilir.

Teknik analistler bir hisse senedinin fiyat grafiğindeki önemli seviyeleri belirlemenize ve harekete geçilmesini gerektiren bir durum olduğunda çabucak tepki vermenize de yardımcı olabilirler.

Bir yatırımcının haklı olması ile para kazanması her zaman aynı anlama gelmez. Haklı çıkmayı seven insanlar için öngörüler yeterli olabilir, ama piyasadaki önemli hareketlere verecekleri tepkilerle para kazanmak isteyen yatırımcılar için teknik araçların önemi çok daha büyüktür.

Geçmişte akademik çevrelerde teknik analizin önemi tam olarak anlaşılmamıştı. Etkin Piyasalar Hipotezi (Efficient Market Hypothesis – EMH) ve Tesadüfi Hareket Teorisi (Random Walk Theory – RWT) gibi baskın finansal ve ekonomik modellere göre teknik analizlerin işe yaraması mümkün değildir. Ama buna dayanarak teknik analizi eleştirenlerin unuttuğu bir şey vardır ki, bu modellere göre temel analiz araçlarının da işe yaraması olanaksızdır.

Bu geleneksel akademik modeller geçmişte teknik analize karşı güçlü argümanlar sunmuş olsa da, güncel araştırmalar, EMH ve RWT’nin ciddi yanlışlar içerdiğini göstermektedir. Geçmişi 1996’ya uzanan akademik araştırmalarda belirtildiği üzere, gerçek dünyadaki piyasa hareketleri (trendlerin ortaya çıkması ve piyasaların çökmesi gibi) Tesadüfi Hareket Teorisi’ni istatistiki anlamda imkansız kılmaktadır. Benzer sonuçlara, temel önermesi ulaşılabilir tüm bilgilerin hisse fiyatlarına anında yansıdığı şeklinde olan Etkin Piyasalar Hipotezi açısından da ulaşılmıştır. 2008 yılında, piyasalarda görülen erime benzeri olayların bize gösterdiği gibi, asıl önemli olan hisse fiyatlarına yansıyan bilgiler hakkında yatırımcıların nasıl hissettiğidir.

Geçmişte teknik analiz hakkında yapılmış akademik çalışmalarla ilgili en önemli sorunlardan biri, çalışmaları yürüten akademisyenlerin, çalışmaları için gerçekçi teknik analize dayanan işlem sistemleri geliştirme konusunda uzman kişiler olmamasından kaynaklanmaktaydı. Bugün ise, teknik analize dayanan işlemler, daha geniş bir kitle tarafından anlaşıldığından, akademik çalışmalar da teknik analizin önemli başarılara ulaştığını istatistiklerle ortaya koymaktadır.

Yeni çalışmaların dikkat çektiği, belki de kişisel yatırımcılar için, çok daha önemli olan bir diğer husus ise şudur; pasif endeks yatırımları yaparken, basit teknik analiz stratejilerini uygulamak, maruz kalınan riski büyük ölçüde azaltmakta ve net getirilerde de artış sağlamaktadır. Teknik analizden faydalanmak için aktif bir yatırımcı olmanız şart değildir.

Teknik analizin büyük çaplı fonlarda ve kurumsal ortamlarda kullanılmadığı da, sık karşılaşılan bir diğer söylentidir, ama uygulamaya baktığımızda, bunun doğru olmadığı çok açıktır. Temel analize dayanan fonlar kurumsal yatırım ortamında çoğunluğu oluşturduğu halde, neredeyse her büyük çaplı kurumsal yatırım fonunda bir teknik araştırma grubu da bulunur ve tüm kurumlarda teknik analiz yöntemlerini uygulayan yatırım uzmanlarıyla dolu bir işlem odası vardır.

Tamamıyla teknik analize dayanan fonlar ve menkul kıymet yatırım fonları yeni yeni yaygınlaşsa da, en başarılı yatırımcı ve aracıların bazıları bulundukları yere sadece teknik analize dayanan bir strateji uygulayarak gelmişlerdir. Böylesi bilindik isimlere Richard Dennis ve Paul Tudor Jones örnek verilebilir. Temel analizin önde gelen isimlerinden Benjamin Graham ve David Dodd bile piyasalardaki hareketleri açıklarken teknik analize dayanan unsurlardan faydalanmışlardır.

Sonuçta herhangi bir yatırım stratejisinin değeri bu stratejiyi tam olarak anlamadan uygulamaya çalışanların yaşadıkları kayıplarla değil, gerçekten bilerek uygulayan kişilerin başarısına göre ölçülmelidir. Çok sayıda kurumsal fon yöneticisi yatırım kararlarını verirken teknik analizi girdilerinden birisi olarak kullanmaktadır. Ve şaşırtıcı biçimde, teknik analizi kullanan böylesi yöneticiler, diğerlerine kıyasla önemli ölçüde daha başarılıdır.

David Smith, Christophe Faugère ve Ying Wang tarafından University of Albany ve Kedge Business School Bordeaux bünyesinde yürütülen bir araştırmaya göre “Ortalama değerler bakımından, teknik analizin sağladığı performans avantajı düşüktür, ancak istatistiki olarak önemlidir. Fark aşağı yönlü piyasalarda ve performansın birincil bir kıstasla karşılaştırmalı olarak ölçüldüğü durumlarda daha da belirgin hale gelmektedir.”

Ayrıca bilinmelidir ki, teknik ve temel analiz biri ötekini dışlayan yatırım stratejileri değildir. Aslında, bir arada kullanılmaya oldukça uygun yöntemlerdir.

Tek bir yatırım stratejisinin her piyasa durumunda daha başarılı olması mümkün değildir, ancak temel analize dayanan bir yatırımcıysanız, yöntemleriniz arasına teknik analiz araçlarını eklemek başarının zor bulunduğu zamanlarda piyasanın önüne geçmeniz için size büyük katkı sağlayabilir. Teknik analiz ayrıca piyasa çökmeye başladığında riskinizi sınırlamaya da yardımcı olabilir.